Hayır Diyemiyorum!

‘Başkalarına evet derken kendinize hayır demediğinizden emin olun.’ -Paulo Coelho

“Hayır” diyebilmek çoğu zaman doğuştan gelen değil, sonradan öğrenilen bir beceridir. Ancak bu beceriyi geliştirmek, duygusal olarak göründüğünden daha karmaşık olabilir. Çünkü “evet” dediğimizde kısa vadede kazandığımız şeyler, uzun vadede çok daha değerli olan bazı şeyleri bizden alabilir.

Evet Demenin Yanılsamaları

“Evet” demek çoğu zaman bir ödüldür:

• Sevilme beklentisi

• Değerli hissetme arzusu

• Kaybetme korkusunun bastırılması

Bu “evet”ler, kişi tarafından saygı görmek, önemsenmek, kabul edilmek gibi anlamlarla yüklü olabilir. Ancak çoğu zaman bu duygular sadece birer yanılsama olur. Gerçekte ise kişi içindeki “hayır” diyen tarafı bastırdıkça, biriken öfke, pişmanlık ve kırgınlık da büyümeye başlar.

Duygusal Sıkışmalar

Hayır diyememek, zamanla kişinin kendi sınırlarını ihlal etmesine sebep olur. Bu da:

• Öz saygının azalmasına,

• Öz değer algısının zedelenmesine,

• Ve hatta özgüven kaybına yol açabilir.

Doha, 2025

“Karşınızdaki kişinin sizi nasıl gördüğü mü önemli, yoksa sizin kendinize bakışınız mı?”

Kendimize şu izni verebilmek bir dönüm noktasıdır:

“Başkaları beni kötü biri olarak görebilir, ama ben kendime dürüstüm.”

Hayır Demek Ne Değildir, Ne Olabilir?

“Hayır” demek; kaba, mesafeli ya da sevgisiz olmak değildir.

“Hayır” demek; kendine sadık kalmak, kendi sınırlarını korumak ve öz saygıyı beslemek demektir.

Anlık onay uğruna verilen bu “evet”ler, kişinin kendi iç sesini duymaz hâle gelmesine neden olur.

Bu beceri geliştiğinde, kişi hem daha huzurlu, hem de daha güçlü ilişkiler kurabilir.

Huzurlu ve sağlıklı sınırların olduğu bir yaşam için “hayır” demeye izin vermek; bir lüks değil, bir ihtiyaçtır.

Yorum bırakın