“Bir insanın en ağır yükü, gerçekleştiremediği potansiyelidir.” C. Schulz
İnsan ruhunun taşıdığı yüklerin en sessiz olanı, içimizde var olduğunu bildiğimiz ama bir türlü hayata geçiremediğimiz potansiyelimizdir. Bu eksiklik hissi, zamanla bir ağırlığa dönüşebilir.
Carl Rogers’a göre her birey, doğuştan gelen bir itkiyle kendi potansiyeline ulaşmaya çalışan, yaratıcı ve bütünsel bir varlıktır. Bu süreç bir hedef değil, bir yönelimdir. İnsan, kendine doğru yürümeye başladığı anda kendini gerçekleştirme eğilimi devreye girer.
Tam işlevli bir birey olmak, içsel benliği tanımak ve olduğu haliyle kabul etmek anlamına gelir. Rogers, bireyin “olmadığı kişiden” uzaklaşması, fakat “olabileceği kişiye” yaklaşması gerektiğini savunur. Bu yolculuk, bireyin kendi repertuarındaki güçlü ve zayıf yönlerini fark ederek, yaşama daha geniş bir perspektiften bakmasıyla mümkündür.
Tam da bu nedenle, kendimize dönüp şu cümleyi söylemeliyiz:
Hiçbir şey için geç değil.

Göcek, 2024
